Giriş
Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 578 ve 579, mirastan yoksunluk sebeplerini düzenleyen iki temel hükümdür. Doktrindeki hâkim görüş, bu hükümlerde sayılan sebeplerin "sınırlı sayıda" (numerus clausus) olduğunu kabul etmektedir.1 Bu görüşün dayanağı; mirasın "tabii akış" ilkesi ve miras hakkından yoksun bırakmanın istisnai niteliğidir. Ne var ki uygulamada, m. 578'in lafzına dahil olmayan ancak miras bırakanın iradesine ve toplumsal adalet duygusuna açıkça aykırı bir takım ağır kusur halleri ortaya çıkmakta; doktrin ve içtihat bu durumlarda alternatif çözüm yollarına başvurmaktadır.
Bu çalışma, sınırlı sayı ilkesinin "mutlak" mı yoksa "nispi" mi olduğu sorusunu yeniden gündeme getirir ve m. 578'in "kasten ve hukuka aykırı olarak..." ibaresinin amaçsal yorumla nasıl genişletilebileceğini tartışır.
I. Mirastan Yoksunluk Kavramının Hukuki Tarihçesi
A. Roma hukukundan kalan miras
Mirastan yoksunluk kavramı, Roma hukukunda "indignitas" terimiyle adlandırılan ve mirasın doğal yolla intikalinden mahrum bırakan bir kurum olarak gelişmiştir.2 Roma hukuku, bu kurumu sınırlı sayıda saymakla birlikte; geniş yorumlama yoluyla pratik ihtiyaçları karşılamayı tercih etmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun kaynak metni olan İsviçre Medeni Kanunu da bu geleneği takip etmiştir.
B. TMK m. 578-579'un sistematiği
TMK m. 578, dört sebep grubunda yoksunluğu düzenler: (i) miras bırakana karşı bilerek ve isteyerek ağır bir suç işlemek; (ii) miras bırakanın aile mensuplarına karşı bilerek ve isteyerek ağır bir suç işlemek; (iii) miras bırakana karşı aile hukukundan kaynaklanan yükümlülükleri önemli ölçüde yerine getirmemek; (iv) miras bırakanın vasiyetname düzenlemesini hile, tehdit veya zorlama ile engellemek.
TMK m. 579 ise yoksunluğun affı (hoş görme) hükmünü düzenler.
II. "Sınırlı Sayı" İlkesinin Çerçevesi
A. Doktrindeki hâkim görüş
Doktrinde yerleşik görüş, m. 578'de sayılan dört sebep grubunun mutlak sınırlı sayıda olduğunu kabul eder. Bu görüşün gerekçeleri şunlardır: (i) miras hakkı anayasal düzeyde korunan bir hak olduğundan, ondan yoksun bırakma istisnai olmalı; (ii) yoksunluk kararı kişisel ve manevi sonuçlar doğurduğu için dar yoruma tabidir; (iii) yasama organının "kasten" ifadesi, içtihadi genişletmeyi açıkça dışlamaktadır.3
B. Azınlık görüş: nispi sınırlı sayı
Bazı yazarlar, m. 578'in lafzına dahil olmayan ancak ağırlık ve nitelik itibariyle benzer ihtiyaçları karşılayan durumlarda "kıyasen" uygulamanın mümkün olduğunu ileri sürer. Bu görüş, dürüstlük kuralının (TMK m. 2) yoksunluk hükümlerinin yorumlanmasında bir denetim aracı olarak kullanılabileceğini de vurgular.4
III. Yargıtay 14. HD İçtihadındaki Eğilim
A. Klasik yaklaşım
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, uzun süredir mirastan yoksunluk sebeplerinin sınırlı sayıda sayıldığını ve genişletilemeyeceğini içtihat olarak kabul etmiştir. Bu yaklaşımın somut örneği, Daire'nin 2018 tarihli bir kararında ifade bulmuştur:
"Mirastan yoksunluk halleri kanunda sınırlı sayıda sayılmış olup, yasanın açıkça öngörmediği durumlarda yoksunluk kararı verilemez. Hâkim, kanunun lafzı dışına çıkamaz."
B. Son dönemde değişen yaklaşım
Ne var ki 2023 sonrasında verilen kararlarda Daire'nin tutumunun bir miktar esnediği gözlenmektedir. Özellikle aile içi ağır şiddet, miras bırakanın sağlık durumunu kasten ihmal etme veya manipüle etme ve aile mensuplarına karşı dolandırıcılık benzeri eylemler gibi durumlarda; Daire, m. 578/3'teki "aile hukukundan kaynaklanan yükümlülükleri önemli ölçüde yerine getirmeme" ibaresini geniş yorumlayarak yoksunluk hükmü vermiştir.5
IV. Üç Ölçütlü Yorum Çerçevesi Önerisi
Mevcut belirsizliği gidermek için aşağıdaki üç ölçütlü yorum çerçevesi önerilmektedir:
- Eylemin niteliği: Eylem, kasıt unsuru taşıyor mu? Miras bırakanın iradesini ihlal eden veya çiğneyen bir nitelikte mi?
- Miras bırakanla ilişkinin ağırlığı: Eylem, miras bırakanın "yakın" çevresindeki birine yöneliyorsa (eş, çocuk, ana-baba), yoksunluk ölçütü daha kolay sağlanır.
- Toplumsal kabul edilebilirlik testi: Aynı olay tipinde, makul bir toplum üyesinin yoksunluğu beklemesi anlamlı mıdır?
Bu üç ölçüt birlikte sağlandığında, m. 578/3'ün geniş yorumuyla yoksunluk kararının verilebileceği kabul edilmelidir. Çerçeve; sınırlı sayı ilkesini ihlal etmemekte; sadece m. 578/3'ün "aile hukukundan kaynaklanan yükümlülük" ifadesini somutlaştırmaktadır.
Sonuç
TMK m. 578'in mutlak sınırlı sayı olduğu yönündeki klasik görüş, modern aile pratiklerinde karşılaşılan ağır kusur hallerini karşılamada yetersiz kalmaktadır. Önerilen üç ölçütlü yorum çerçevesi; (i) doktriner bütünlüğü korur, (ii) Yargıtay'ın son dönem eğilimini sistematize eder, (iii) uygulamada öngörülebilirliği artırır. Mirastan yoksunluk halinin sınırlı sayıda sayılmış olması, hâkimin somut adaleti gözeterek hükmü amaçsal yorumla uygulamasına engel değildir.