Giriş
Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) bireysel başvuru yargısına ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadından devraldığı "etkin başvuru yolu" kriteri, son üç yılda anlamlı bir dönüşüm geçirmiştir. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 45/2 hükmüyle çerçevelenen "olağan kanun yollarının tüketilmesi" zorunluluğu, Mahkeme'nin ilk dönem içtihadında neredeyse istisnasız uygulanmaktaydı.1 Ne var ki 2023 sonrasında verilen kararlarla, başvurucudan tüketilmesi beklenen yolların "etkin" olması koşulunun fiilen sağlanması da ayrı bir denetim konusu hâline gelmiştir.
Bu çalışmanın iddiası şudur: Mahkeme'nin yeni yorumu, AİHM'in son dönem içtihadıyla genel olarak uyumludur; ancak "fiili etkinlik" denetiminin objektif kriterleri henüz net biçimde çizilmemiştir. Bu belirsizlik, bireysel başvurunun öngörülebilirliğini zayıflatmakta ve uygulamada bütünlüğü tehdit etmektedir. Çalışma, dört basamaklı somut bir denetim modeli önerisiyle bu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır.
I. Kavramsal Çerçeve
A. Etkin başvuru yolu kavramının kökeni
Etkin başvuru yolu kavramı, AİHS m. 35/1 hükmünden kaynaklanır. Hüküm, başvurunun kabul edilebilirliğini iç hukuk yollarının tüketilmesine bağlar; ancak bu yolların fiilen erişilebilir ve etkili olması koşuluyla. AİHM, Akdivar ve Diğerleri / Türkiye kararıyla birlikte etkinlik denetimini içtihat zeminine oturtmuş; "salt teorik bir hak değil, pratik ve etkili bir yargı yolu" arayışını yerleşik kılmıştır.2
B. AYM tarafından kavramın iç hukuka aktarımı
AYM, bireysel başvurunun ilk yıllarında etkin başvuru yolu kavramını AİHM içtihadına paralel biçimde uygulamış; ancak özellikle idari yargı yollarının tüketilmesi gereğine ilişkin oldukça katı bir tutum sergilemiştir.3
II. İçtihat Değişikliğinin Anatomisi
A. Eski yaklaşım: katı tüketme zorunluluğu
Mahkeme'nin 2013–2022 döneminde verdiği kararlar incelendiğinde, başvuru yollarının etkinliğine ilişkin değerlendirmenin genellikle yüzeyel düzeyde kaldığı görülmektedir. Başvurucudan, yolun teorik olarak mevcudiyetinin ötesinde, fiilen kullanılabilir olup olmadığına dair somut bir araştırma beklenmemekteydi.
"İç hukuk yollarının tüketilmesi kuralı, bireysel başvuru kurumunun ikincil niteliğinin doğal sonucudur; bu kuralın işleyişini zayıflatacak yorumlardan kaçınılmalıdır."
B. Yeni yaklaşım: fiili etkinlik denetimi
2023 sonrasında verilen kararlarda Mahkeme, başvurucudan tüketmesi beklenen yolun fiilen erişilebilir olup olmadığını da denetim altına almıştır. Bu yeni yaklaşımın somutlaştığı temel karar, B. No. 2023/8712 sayılı karardır.4 Mahkeme bu kararda, idari makamların başvuruya ilişkin bilgilendirme yükümlülüğünü ihlal etmiş olmasının, yolu fiilen etkisiz kıldığına hükmetmiştir.
III. Dört Basamaklı Denetim Modeli Önerisi
Mevcut belirsizliği giderecek bir model olarak şu dört basamaklı denetimi önermekteyiz:
- Mevcudiyet: Yol, normatif düzeyde mevcut mudur?
- Erişilebilirlik: Başvurucu, makul bir özen sergileyerek yola fiilen erişebilir miydi?
- Yeterlilik: Yolun, başvurucunun şikayet ettiği ihlali giderme potansiyeli var mıdır?
- Pratik etkinlik: Yol, somut olayda — idari uygulamalar, mevcut içtihat ve ispat yükü dağılımı dikkate alındığında — gerçekten kullanılabilir miydi?
Bu model, AİHM'in Vučković ve Diğerleri / Sırbistan kararında geliştirdiği denetim mantığıyla uyumludur ve AYM içtihadına da aşamalı biçimde entegre edilebilir niteliktedir.5
Sonuç
AYM'nin etkin başvuru yolu kavramına ilişkin yeni yorumu, AİHM içtihadıyla uyumlu olmakla birlikte, kriterlerin somutlaştırılması ihtiyacını gidermemiştir. Önerdiğimiz dört basamaklı model; öngörülebilirlik, eşit muamele ve mahkemeye erişim hakkının pratikte sağlanması açısından somut bir araç sunmaktadır. Doktrin ve uygulayıcının bu çerçeveyi tartışmaya açması, içtihadın oturmasını hızlandıracaktır.